Anksiyete bozukluğu yaşayan milyonlarca kişi için endişe dolu düşünceler günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olabilir. Ancak, Mayıs 2020’de ABD’de yayımlanan kapsamlı bir akademik araştırma, bu kaygıların sanıldığının aksine çok küçük bir kısmının gerçeğe dönüştüğünü ortaya koydu. Bir aylık bir süreçte, anksiyete bozukluğu olan bireylerin yaşadığı kaygıların yaklaşık yüzde 13’ünün gerçekleştiği görüldü.
Bu çarpıcı bulgu, anksiyetenin bilişsel yapısını anlamak ve tedavi yaklaşımlarını geliştirmek açısından önemli ipuçları sunuyor. Çalışma, kaygı döngüsünü kırmak ve bireylerin zihinsel sağlığını iyileştirmek için umut verici bir perspektif sağlıyor.
Anksiyete Bozukluğu ve Endişenin Doğası
Anksiyete bozuklukları, bireylerin günlük yaşamlarını olumsuz etkileyen aşırı ve sürekli endişe, korku ve gerginlik durumlarıdır. Dünya genelinde milyonlarca insan bu durumdan muzdariptir. Anksiyetesi olan kişiler genellikle geleceğe dair olumsuz senaryolar kurma eğilimindedir; bu senaryolar genellikle felaketleştirilmiş ve gerçeklikten uzaklaşmış olabilir. Bu bitmek bilmeyen endişeler, fiziksel belirtilere (kalp çarpıntısı, terleme, mide rahatsızlıkları) ve davranışsal kaçınmalara yol açarak yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür.
Araştırma Ne Zaman ve Nerede Gerçekleşti?
Söz konusu akademik çalışma, Mayıs 2020’de Amerika Birleşik Devletleri’nde saygın bir bilimsel dergide yayımlandı. Araştırma, pandemi döneminin ilk aylarında yayımlanmış olsa da, verilerin toplanma süreci bu dönemi kapsamamaktadır, dolayısıyla bulgular genel anksiyete eğilimlerini yansıtmaktadır.
Kimler Üzerinde Çalışıldı?
Araştırma, genel anksiyete bozukluğu (GAB) tanısı almış bir grup yetişkin üzerinde yürütüldü. Katılımcılar, bir ay boyunca günlük olarak yaşadıkları kaygıları ve bu kaygıların gerçekleşip gerçekleşmediğini detaylı bir şekilde kaydettiler. Bu titiz veri toplama yöntemi, endişelerin gerçek dünya ile ne kadar örtüştüğünü doğrudan gözlemleme imkanı sundu.
Ne Bulgular Elde Edildi?
Çalışmanın ana bulgusu, bir aylık takip süresi boyunca, anksiyete bozukluğu olan bireylerin endişelerinin sadece yüzde 13’ünün fiilen gerçekleştiği yönündeydi. Bu, kaygıların büyük bir çoğunluğunun, yani yaklaşık yüzde 87’sinin hiçbir zaman somut bir soruna dönüşmediği anlamına geliyor.
Daha da ilginci, gerçekleşen kaygıların bile genellikle endişelenilen kadar kötü olmadığı veya beklenenden daha hafif sonuçlandığı gözlemlendi. Çalışma ayrıca, katılımcıların en çok hangi konularda endişelendiğini de belirledi:
- Sağlık sorunları (kendileri veya sevdikleri için)
- Maddi sorunlar ve finansal istikrarsızlık
- İş veya eğitimle ilgili performans kaygıları
- Sosyal ilişkiler ve kabul görme endişeleri
Bu Ne Anlama Geliyor?
Bu bulgular, anksiyetenin “yanıltıcı” doğasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Anksiyete bozukluğu olan bireylerin zihinleri, sürekli olarak potansiyel tehlikeler ve olumsuz senaryolar üretirken, bu senaryoların çok azı gerçek hayatta karşılık buluyor. Bu durum, kaygının çoğunlukla bir içgüdüsel alarm sistemi gibi işlediğini, ancak bu alarmın çoğu zaman asılsız çaldığını gösteriyor.
Bulguların Tedaviye Yansımaları
Bu araştırma, bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi anksiyete tedavisinde kullanılan yaklaşımların etkinliğini destekler nitelikte. BDT, bireylerin olumsuz düşünce kalıplarını tanımlamalarına, sorgulamalarına ve daha gerçekçi, yapıcı düşüncelerle değiştirmelerine yardımcı olur. Bu çalışma, endişelerin büyük çoğunluğunun temelsiz olduğunu göstererek, bireylerin kendi kaygılarını daha eleştirel bir gözle değerlendirmeleri için güçlü bir kanıt sunuyor.
Uzmanlar, bu tür araştırmaların, anksiyete ile mücadele eden kişilere “endişelerinizin çoğu gerçek değil” mesajını net bir şekilde iletmenin önemini vurguluyor. Bu farkındalık, kaygı döngüsünü kırmanın ve zihinsel yükü hafifletmenin ilk adımlarından biri olabilir.
Mayıs 2020’de yayımlanan bu Amerikan araştırması, anksiyete bozukluğunun karmaşık dünyasına ışık tutarak, kaygıların sandığımızdan çok daha azının gerçeğe dönüştüğünü kanıtlıyor. Bu bilgi, hem anksiyete yaşayan bireyler için bir umut ışığı hem de terapistler için daha etkili tedavi stratejileri geliştirmede değerli bir araç niteliğinde.
Mayıs 2020’de ABD’de yayımlanan akademik bir araştırmaya göre anksiyete bozukluğu olan kişilerin bir aylık süreçte kaygılarının yaklaşık yüzde kaçının gerçekleştiği görülmüştür?
Mayıs 2020’de ABD’de yayımlanan akademik bir araştırmaya göre, anksiyete bozukluğu olan kişilerin bir aylık süreçte kaygılarının yaklaşık yüzde 13’ünün gerçekleştiği görülmüştür.