Mayıs 2020’de ABD’de yayımlanan akademik bir araştırmanın bulgularına göre, anksiyete bozukluğu olan bireylerin bir aylık süreçte yaşadıkları kaygıların yalnızca yaklaşık yüzde 8 ila 10’unun gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu şaşırtıcı oran, kronik endişeyle mücadele eden milyonlarca kişi için önemli bir bakış açısı sunarken, kaygı mekanizmalarının doğasına dair çarpıcı bir gerçeği ortaya koymaktadır.
Araştırma, anksiyete bozukluğunun tipik özelliklerinden biri olan sürekli ve yoğun endişenin, çoğunlukla gerçekle bağdaşmadığını gözler önüne sermektedir. Bireylerin zihinlerini meşgul eden senaryoların büyük bir kısmı, korkulan sonuçlara dönüşmemektedir. Bu bulgu, anksiyeteyle yaşayanların, zihinlerinin ürettiği olumsuz gelecek senaryolarının ne kadar küçük bir kısmının gerçeğe dönüştüğünü fark etmeleri açısından hayati bir öneme sahiptir.
Anksiyete Bozukluğu Nedir?
Anksiyete bozukluğu, bireylerin günlük yaşamlarını olumsuz etkileyen aşırı endişe, korku ve kaygı haliyle karakterize edilen bir dizi ruhsal sağlık durumunu kapsar. En yaygın türlerinden biri olan Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişiler, iş, sağlık, finans veya aile gibi çeşitli konular hakkında sürekli ve kontrol edilemez endişeler yaşarlar. Bu endişeler genellikle orantısızdır ve fiziksel belirtilere (hızlı kalp atışı, terleme, mide rahatsızlıkları) yol açabilir.
Neden Kaygılarımızın Çoğu Gerçekleşmez?
- Beynin Koruyucu Mekanizması: Anksiyeteli beyin, potansiyel tehlikelere karşı aşırı derecede uyanıktır. Bu, hayatta kalma mekanizmasının bir parçası olsa da modern dünyada sıklıkla yanlış alarmlar üretir.
- Felaket Senaryoları Üretme Eğilimi: Anksiyete bozukluğu olan kişiler, küçük bir olumsuzluğu bile en kötü olası sonuca götürme eğilimindedir. Araştırma, bu felaket senaryolarının nadiren gerçeğe dönüştüğünü göstermektedir.
- Kontrol Yanılsaması: Endişelenmek, birçok kişi için bir şeyleri kontrol etme veya kötü sonuçları önleme illüzyonu yaratabilir. Ancak bu araştırmanın da gösterdiği gibi, endişe genellikle sonuçları etkilemez.
Bu Bulgu Anksiyete Yönetiminde Nasıl Kullanılabilir?
Anksiyete kaygılarının çok az bir kısmının gerçekleştiğini gösteren bu tür araştırmalar, bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi tedavi yöntemlerinin temelini güçlendirmektedir. Bireylerin düşünce kalıplarını yeniden yapılandırmalarına yardımcı olan BDT, anksiyeteli kişilere şu becerileri kazandırabilir:
- Endişeleri Sorgulama: Gerçekleşme olasılığı düşük olan kaygıların mantıksızlığını fark etmek.
- Olasılıkları Değerlendirme: Gerçek risk ile algılanan risk arasındaki farkı anlamak.
- Şimdiki Ana Odaklanma: Geçmiş pişmanlıkları veya gelecek kaygıları yerine mevcut duruma odaklanma teknikleri geliştirmek.
- Farkındalık (Mindfulness) Egzersizleri: Endişeli düşünceleri yargılamadan gözlemlemek ve geçmelerine izin vermek.
Bu bulgu, anksiyete ile mücadele edenler için umut verici bir mesaj taşımaktadır. Zihnin ürettiği korkuların büyük bir çoğunluğunun temelsiz olduğunu bilmek, endişe döngüsünü kırmak ve daha gerçekçi bir perspektif geliştirmek için ilk adımı atma potansiyeli sunar. Önemli olan, bu bilgiyi içselleştirmek ve profesyonel destekle birlikte anksiyete yönetimi stratejilerini uygulamaktır.
Mayıs 2020’de ABD’de yayımlanan akademik bir araştırmaya göre anksiyete bozukluğu olan kişilerin bir aylık süreçte kaygılarının yaklaşık yüzde kaçının gerçekleştiği görülmüştür?
Mayıs 2020’de ABD’de yayımlanan akademik bir araştırmaya göre, anksiyete bozukluğu olan kişilerin bir aylık süreçte yaşadıkları kaygıların yaklaşık yüzde 8 ila 10’unun gerçekleştiği tespit edilmiştir.